Sunday, December 16, 2007
Sitem
En sevdiğim karikatürlerden biri üç beş yıl önce Penguen veya benzer bir mizah dergisinde yayınlanmıştı. Kesmeliymişim. Tek karelik bir karikatür. İki tip bir ağacın altına yayılmış, takılıyorlar, sıkıntıdan bayılmışlar. Biri çimen yolmuş, kökünü çiğniyor. Diğeri uzaklara bakıyor. Biri diğerine soruyor: "Neden bizden hiç seri katil çıkmıyor?" Diğeri de istifini bozmadan cevaplıyor: "Biz hiçbirşeyi seri yapamıyoruz da ondan." Basit bir kelime oyunu gibi görünse de, esas esprisi seri katil çıkaran bir topluma özenmenin saçmalığı olsa da, ben hiçbirşeyi seri yapamama konusundaki ince tespitinden dolayı beğeniyorum. Seri katil olmak için gereken o sabır ve planlılık da, o kimsenin beğenisine muhtaç olmama hissi de uzak bize. Heves edip, tüm deneyimimizi, gücümüzü, ilişkilerimizi bir araya getirip iyi bir iş çıkarmak konusunda, parlak çıkışlar yapmak konusunda iyiyiz de, bunu uzun süre devam ettirmek olunca, su koyveriyoruz. Yarası olan gocunabilir, gocunsun da lüften. Benim esas gocunmasını istediklerim, blog yazarları. Reader'ımda bir dolu türkçe blog var, yazanların bir heves açıp üç beş yazı yazıp bıraktıkları. Bazısı binde bir yazıyor. Bazıları hepten boşadı. Neden? Yazdığınız konu, hayatınızın sonuna ilgilenmeye devam edeceğiniz hobiniz, ilgi alanınız değil mi?
Friday, November 2, 2007
not just the carcass, but the spark
www.moteldemoka.com'dan aldım:
To be alive
To be alive: not just the carcass
But the spark.
That's crudely put, but…
If we're not supposed to dance,
Why all this music?
- Gregory Orr
To be alive
To be alive: not just the carcass
But the spark.
That's crudely put, but…
If we're not supposed to dance,
Why all this music?
- Gregory Orr
Monday, October 8, 2007
Subscribe to:
Comments (Atom)