Bu fotoğrafla ilgili veya Beşiktaş Balık Pazarı'nın tadilatta olmasıyla ilgili ne demek istediğimi bilmiyorum. Aslında sadece bir yazı yazmış olmak, blog'u güncel tutmuş olmak istiyorum. Ayrıca düşündükçe bu balık pazarının benim için zannettiğimden daha önemli olduğunu farketmek, çığırtkan ve yapışkan satıcılara, pahacı meyve-sebzecilerine kredi vermek, fuzuli bir nostalji yapmak, dedemin de vaktiyle Beşiktaş pazarında gezinmeye bayıldığına dair anektodlar ve analizler aktarmak istemiyorum. Bir anımı kısaca anlatıp şu işi atlatayım.Beşiktaş'ın tepelerinde, babamın tabiriyle Teşviktaş'ta tek başıma otururken, bir akşam iş dönüşü buraya uğrayıp bir satıcıdan balık istedim. İstavrit gibi küçük balıktı. "Ne kadar istiyorsun?" diye sordu. Ben de "Tek başımayım, yarım kilo bile fazla" dedim. Adam hem akşam saati o kadarcık balığa para almamakla fakir olmayacağından, hem de halime içten bir şekilde acıdığından para almadı. Bundan sonra bir iki kere, aynı cümleyi aynı saflıkta söylemeye çalışıp beleşe balık aldım.