Monday, January 14, 2008

Tersimden kalktım

Yatağın solundan kalkmak vardır ya, bugün olan o. Üçüncü snooze edişimde, yani 8:40 gibi farkettim ki telefonun takviminde 9:30 MR randevusu yazıyor. Evden fırlamayı becerdim, taksi çağırdım, taksiye binerken şoföre "İyi akşamlar" dedim. Varan bir. Ki normalde inerken "iyi akşamlar" derim, ona artık alışmıştım da sabah ilk iş demek gerekmiyordu. MR odasında beni karşılayan doktor pek yakışıklıydı. Muhabbet kurmak için boktan bir ortam oluşuna, olmasa da dahi beceremeyecek olmama kıl oldum. 25 dakika süren MR'ın ne kadar sıkıcı olduğunu zaten anlatmanın gereği yok. Çıktım, para çekmek için caddeden yukarı yürüdüm. Kendime MR mükafatı olarak göre göre Starbucks kahvesi uygun gördüm. Sıra yoktu allahtan. Küçük bir kahve istedim, günlük filtre kahveden. Adam yani barista, o espresso koydukları en küçük kağıt bardaktan gösterdi: "Bu boy iyi mi?" dedi. Varan iki. Çünkü ben soruyu ciddiye alıp, ay buna laf mı anlatacağı diye geçirdim içimden. Meğer şaka yapıyormuş. "Yorgun görünüyorsunuz, neşelendireyim" dedi. Kahveyi alıp yine taksiye bindim. Adam kahve kokusundan başlayıp geyiğe girdi, 10 dakika sonra, kısa bir sessizlikten sonra "Bankacı mısınız?" diye sordu. Varan üüç. "Aman aman, istemem bankacıya benzemek, nerem benziyor?" dedim. Durdu, biraz düşünüp kendisindeki bankacı imajını ve benim hangi özelliklerimin ona uyduğunu kafasında analiz etti ve şöyle dedi. "Hani biraz dışarıdan zeki görünürler, hesap kitapla uğraşır gibi. Kahveye sigaraya bağımlıdırlar. Bir de pek zamanları olmadığından, sizin gibi saçları fönlü olmaz." Battıkça batıyoruz! Ben de bendeki bankacı imajının daha çok küçük dağları ben yarattım tipinde, çok parayla uğraşan yatırım bankacısı olduğunu anlattım. Derken ofise geldim, indim. Apartman girişindeki pastaneden simit aldım, elimde kahve ve para üstü, simiti almadan çıktım. Bunu artık saymıyorum bile. Neyse ki ofise geldikten sonra olay olmadı!

No comments: