Friday, December 5, 2008

Gustave Caillebotte - Place de l'Europe, temps de pluie


Bu tabloda resmedilen Place de l'Europe Paris'in kuzeyinde Gare du Nord'a yakın bir meydan. Sıtmanın (malaria <= mal aira <= kötü hava) bidik bidik binaların birbirine fazla yakın olması ve virüsün havadan bulaşması bahanesiyle o dönemin politikacılarıın gazıyla sanırım ahşap olan evleri düz geçip tabloda da resmedilen yüksek ve gösterişli binalar, geniş geniş caddeler, fiyakalı meydanlar yapan Haussman'ın dönemi. Haussman modernleşmenin şehir planlamacısı, Caillebotte ise Manet, Monet, Nadar ve benzerleriyl birlikte sanatçısı. Para derdi yok. O da ressam ama diğerleri kadar parlamıyor. En az bu tablo kadar bilinen diğer bir tablosu parkeciler.

Ben bu resmin varlığından Paris'te geçirdiğim dört ay zarfında aldığım sanat tarihi dersinde haberdar oldum. Ayrı dönemdeki diğer mühim ressamların pek mühim tablolarını bizzat müzelere sergilere giderek gördük, öğrendik. Normalde Chicago'da duran, yaklaşık 3 metreye 2 metrelik bu tablonun kendisini görmedim, muhtemelen derste bir slaytını gördüm. Ama nedense onca tablo arasında bende bir tek bu yer etmiştir.

Neden yer ettiği sorusunun cevabını ise hala bilemiyorum. Şemsiyeler, yerin ıslak olması yağmur yağdığına işaret diyor ama yağmurun kendisi yok. Öndeki çift dışında kimse düzgün seçilemiyor. Zaten çiftin kadını da aslında oldukça non-descript, biraz çalakalem. Hani nehir kenarında piknikler resmetmeyi seven, hepten nokta nokta boyayan, adı aklıma gelmeyen empresyonist ressamın embesil kadınları gibi. Sanat tarihi dersi hocasının dikkat çektiği bir detay, çiftin önünde kalan adamın yanlarından geçmek üzere şemsiyesini hafifçe havaya verev kaldırması. Galiba kendimi o çiftin, hatta o kadının yerine koyuyorum. Hayatta hiçbir dertleri yok. Rahat rahat geziyorlar. Her neye bakıyorlarsa, akşam eve döndüklerinde hala konu edebilecekler. Yağmurlu ama huzurlu bir gün. Sonbahar. Kısa vadede kimsenin hayattan bir beklentisi, dört gözle beklediği birşeyi yok. Sıkıntılı aslında. Resmin fotoğrafmış gibi o anı dondurmuş belki ama zaten hayatın durduğu bir an. Şimdi bunları yazıyorum ama ben de tam ikna olmuyorum bende yer edişinin nedeninin bu olduğuna.

No comments: