
Ortalama Türk genci gibi blogumu boşlamış olmamın bence gayet geçerli bir nedeni var. Herhangi bir teması yoktu. Olmadığı için de bir blogcunun kendi blogu için kullandığı tabirle beyin kusmuklarından ibaret olacaktı. Olmasını istemediğinden yazmıyordum. Derken sevdiğim, beğendiğim, etkilendiğim şeyleri yazmaya karar verdim. Ressamdır, yazardır, kitaptır, şarkıdır, neyse artık. Bir iki şey de yazmaya başladım. Derken bu etkilendiğim şeylerden kurtulabilmek için yazmaya karar verdim. Hep o forward edilmiş, geyik powerpoint yüzünden. "Eskilerinizden kurtulun, eşyalarla birlikte kinlerinizden, bağlarınızdan, beklentilerinizden. Kurtulun ki yenisine yer açılsın." Evde bu mantıkla mümkün olduğunca eşya atıyorum şu sıralar. Eşya konusunda karar vermek o kadar zor değil, çünkü tanımlamak zor değil. Bir kitabın ne olduğu belli. Eve ne zaman ne vesileyle girdiği, atılırsa benzerinin nereden bulunabileceği belli. Soyut şeyler çok zor halbuki. Bazılarını tanımlaması zor, bazılarının da atabileceğime, kurtulabileceğime inanmak zor. Çekingen bir insan olmaktan vazgeçebilir miyim? Üniversite mezunu olmaktan? Hafızası zayıf olmaktan? Moral relativism'den kurtulmak diye birşey olabilir mi? Yoksa Daniel Auteuil hayranlığımdan da vazgeçmek zorunda mıyım? Beni ben yaptığına inandığım şeyleri atarsam ne olacak? Biliyorum ki aslında korkmaya değmeyen, yeni ve farklı ama aynı hayat olacak. Ne atılabilir tam bilmiyorum. Bu bloga artık atılacak şeyleri yazacağım. Önemli ve anlamlı saydığım dolayısıyla atılması gereken ve atılabileceğini düşündüğüm şeyleri.
No comments:
Post a Comment